RU

Fitnenin hedefi Türkiye–Azerbaycan kardeşliğidir – Tenzile Rüstemhanlı’dan “uyanık olmalıyız” mesajı

Bazen insan hayatında öyle zamanlar olur ki, sözün ağırlığı artar, sorumluluğu ise iki katına çıkar. Bugün de tam böyle bir dönemden geçiyoruz. Bölgemiz yine huzursuz, yine gergin.
Orta Doğu’da alevlenen savaş artık sadece iki devlet arasındaki bir çatışma değildir. Bu savaşın dalgaları bütün İslam coğrafyasını sarsıyor ve yankısı Türkiye ile Azerbaycan’ın sınırlarına kadar ulaşıyor.

Savaşın meydanı uzak gibi görünebilir ama gölgesi bizim yaşadığımız toprakların üzerine düşüyor. Bu yüzden bu gelişmelere bakınca insanın içi sıkılıyor. Çünkü biz bu coğrafyada savaşın ne demek olduğunu çok iyi biliyoruz.

Bu topraklar çok gözyaşı gördü. Çok anne gözyaşı döktü, çok gelin başı duvaklı kaldı.

İşte bu yüzden insan ister ki akıl ve barış galip gelsin. Ülkelerin kaderi hırsla değil, devlet aklıyla belirlenmelidir. Şükür ki bugün hem Türkiye’de hem Azerbaycan’da devletin başında olan insanlar olaylara tam da böyle yaklaşıyor. Atılan her adım ölçülüyor, her karar düşünülüyor. Çünkü yanlış bir adım bütün bölgeyi çok daha büyük bir felaketin içine sürükleyebilir.

Ama bir gerçeği de unutmamak gerekir.

Savaşlar sadece cephede verilmez. Bazen savaş sözlerle, bazen de fitneyle yürütülür.

Bugün açıkça görülüyor ki bazı çevreler Türkiye ile Azerbaycan’ı bu büyük çatışmanın içine çekmek istiyor. Onlar çok iyi biliyorlar ki bu iki devlet birlikte durduğunda bölgede pek çok şey değişir. Şuşa’da dalgalanan iki kardeş bayrak bunun en açık göstergesidir. Bu yüzden ilk önce bu kardeşliğin arasına şüphe sokmaya çalışıyorlar.

Oysa Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişki sadece siyasi bir ilişki değildir. Bu, bir milletin kader ortaklığıdır.

“Bir millet, iki devlet” sözü sadece güzel bir cümle değildir. Bu ifade tarihin en ağır sınavlarından geçmiş bir gerçektir. Karabağ Savaşı sırasında bunu bütün dünya gördü. Türkiye Azerbaycan’ın yanında durdu. Azerbaycan’ın haklı sesini dünyaya duyurdu. O gün dünya bir kez daha gördü ki bu kardeşlik kâğıt üzerinde kalan bir slogan değildir.

Bugün de Türkiye Azerbaycan’ın en güçlü siyasi ve manevi dayanaklarından biridir. Azerbaycan da Türkiye’nin her zaman yanında olmuştur.

Ne yazık ki kardeşliğimiz ve en yüksek stratejik ortaklığımız birçok kişiye gözdağı gibi geliyor. Bazen öyle insanlar ortaya çıkıyor ki sanki bütün dertleri Türkiye ile Azerbaycan ilişkileriymiş gibi davranıyorlar. Oysa bu kardeşliğin güçlenmesi için o insanların bir kez bile taş üstüne taş koyduğunu görmedik.

Bazıları gereksiz açıklamalar yapıyor, bazıları ise sözleriyle ateşe benzin dökmeye çalışıyor. Sanki amaç hakikati söylemek değil, kardeşlerin arasına fitne sokmak.

Bu ilişkilerin korunmasına ömrünü vermiş bir insan olarak yılların içinden baktığımda bir gerçeği çok net görüyorum: kardeşlik çok zor kurulur ama onu bozmak isteyenler her zaman çok olur.

Çok iyi hatırlıyorum; FETÖ’nün Türkiye’de at koşturduğu yıllarda “Ermeni açılımı” masalıyla iki ülkeyi karşı karşıya getirmek istiyorlardı. Bursa’da bayrak krizi çıkararak buradaki Rus zihniyetiyle hareket eden bazı çevrelere Bakü’de yatan Nuri Paşa askerlerinin üzerindeki bayrağa uzanma fırsatı vermeye çalışmışlardı. O gün de biz fitnenin karşısında durduk. O gün FETÖ adına tetikçilik yapan ve bugün mevcut Türk iktidarına yaranmaya çalışanlardan biri benim hakkımda “Karabağ bahane, ETÖ şahane” diye yazmış, bizi uydurdukları “Ergenekon Terör Örgütü”nün Azerbaycan ayağı gibi göstermeye kalkmıştı.

Ama biz o gün de aynı yerdeydik, bugün de aynı yerdeyiz:
Türkiye ile Azerbaycan etle tırnak gibidir. Bu ikisinin arasına girmeye çalışan her şey eninde sonunda irin gibi dışarı atılır. Nitekim FETÖ de hak ettiği sonu yaşadı. Bugün bazı sempatizanları başka maskelerle ortaya çıksa da bu kardeşliği zedeleyemeyecekler.

Kısacası bugün söz söyleyen herkes bir an durup düşünmelidir: Bizim sözümüz kime hizmet ediyor? Kardeşliğe mi, yoksa fitneye mi?

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağ sıradan bir bağ değildir. Bu bağ tarihten gelir, kan hafızasından gelir. Bu bağ Çanakkale’den, Karabağ’dan, Gence’den, Bakü’den gelir.

Bu bağın arasına nifak sokmak isteyenler her zaman olacaktır. Ama unutmamak gerekir ki kardeşliğin kökü çok derindedir.

Bugün bize düşen en büyük görev uyanık olmaktır. Söze de, duruşa da sahip çıkmaktır. Kardeşi kardeşe kırdırmak isteyenlerin oyununa gelmemektir.

Çünkü tarih bir gerçeği çok açık gösteriyor:
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik ne sosyal medya sözleriyle kurulmuştur ne de birkaç provokasyonla sarsılacak kadar zayıftır.

Bu kardeşlik Çanakkale’de şehit düşen Azerbaycanlıların kanıyla yazılmıştır.
Bu kardeşlik Karabağ’da dalgalanan iki bayrakla mühürlenmiştir.

Usta şair Bahtiyar Vahapzade’nin dediği gibi:

Bir ananın iki oğlu
Bir ağacın iki kolu
O da ulu, bu da ulu
Azerbaycan – Türkiye.

Tenzile Rüstemhanlı
Azerbaycan Milletvekili

Избранный
105
1
moderator.az

2Источники