AZ

TÜRKÇÜLÜK HAREKETİ

Naci YENGİN/TARSAM BAŞKANI

3 Mayıs 1944 tarihinde yaşanan ve Türk dünyasını derinden etkileyen gün hiçbir zaman unutulmadı.

3 Mayıs 1944 tarihinde yaşanan olayların 82 yıl dönümünde Türkiye ve Türk dünyası Türkçülük hareketini anlaya ve anlamaya devam ediyor.

1944’ten bugüne kadar Türk milliyetçilerinin yaşamış olduğu dram, çekmiş olduğu acı, çile ve işkenceler günümüzde kısmen azalsa da Doğu Türkistan’da Uygur Türklerinin hayatını etkilemeye ve Türklükleri yok edilmeye devam ediyor.

Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı’nın yıkılma sürecine girdiği son 200 yıllık badireler sonunda kurulmuş modern çağdaş bir devlettir. Türkiye Cumhuriyeti Türk milliyetçiliği temelleri üzerine kurulmuş modern, bağımsız bir devlettir

Atatürk’ün önderliğini yaptığı Türk Kurtuluş Savaşı sadece Türk dünyasına etkilemekle kalmamış dünyada mazlum milletlere örnek olmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlık mücadelesi Türk halkları ve dünyanın diğer devletleri tarafından örnek alınmış ve adeta bayraklaştırmışlardır

Atatürk ve silah arkadaşlarının 29 Ekim 1923 günü ilan ettiği Türkiye Cumhuriyeti Devleti Türk İstiklal Hareketi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının temelinin Türk Milliyetçiliğine dayandığı gerçeği Atatürk’ün ölümüne kadar devam etmiştir.

1912’de Türk aydınları tarafından kurulan Türk Ocaklarının fikirlerini benimseyen Atatürk döneminde Halk Evleri kurulmuş ve Halk Evlerinin en önemli misyonu olarak Türk Tarihini, Türk kültürünü Türk annelerini ortaya çıkarmak ve Türkleri tekrar layık olduğu gibi dünya medeni milletler arasına sokmak olarak kabul edilmektedir.

Atatürk döneminde gerçekleştirilen devrimlere bakıldığında Türk kültür ve mirasını ön plana alan devrimler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı elbette bir çok devleti rahatsız etmiştir. O dönemde halklarının bir çoğu Türk olan Sovyetler BirliğiTürkiye Cumhuriyetinin bağımsılığından en çok rahatsız olan devletlerden birisidir.

Sovyetler Birliği’nin egemenliği altında yaşayan Türk halklarının günün birinde bağımsız olacağını ve Türkiye’nin bu konuda Türk kardeşleriyle bağlarını her zaman güçlü tutması gerektiğini hatırlatan yine Gazi Mustafa Kemal Atatürkolmuştur.

Atatürk’ün ölümünden sonra Türkiye’yi yöneten siyasi kadrolar daha çok batıcı ve daha çok batı kültür ve değerlerini inceleyen kadrolar olagelmiştir.

Bu süreçte 3 Mayıs 1944 yılında ortaya çıkan Nihal Atsız, Nejdet Sancar, Zeki Velidi Togan, Alparslan Türkeş, Reha Oğuz Türkkan gibi aydınlar tarafından başlatılan Türkçülük Hareketi işkence ve bir çok zülümle karşılaşmış o günden sonra 3 Mayıs 1944 Türkçülük Hareketi sadece Türkiye’de değil Türk dünyasında bir başlangıç ve Türklerin yeniden doğuşu, Ergenekon hareketi olarak kabul edilmiştir.

Türkçülük Hareketi Türk devletlerinin Türk kültür ve mirasıyla ayakta kalmalarına sağlamak amacıyla çalışmalarını hızlandırmıştır.

Türkiye’de başlayan hareket Türkçülük hareketi Kafkaslardan Türkistan’a Balkanlar’dan Çin Seddi’e, Adriyatik’ten Anadolu’ya, Kerkük’e Mısır’a Kırım’a ve Suriye’ye kadar içine alan geniş kapsamlı Türk devlet ve kültür ülküsünü yeniden hayata geçirmeyi amaçlayan hareketdir.

Türkçülük hareketi hiçbir zaman ırkçılık hareketi olarak algılanmamış bir harekettir.

Türkçülük hareketi Tanrının Türkleri dünyaya yönetsin diye yarattığı felsefesine inanan ve dünyaya adaleti, insanlığı, barışı getirmeyi amaçlayan evrensel bir harekettir.

Türkçülük hareketi bütün halkları eşit gören Türk halklarının kadim kültürleri ile ayağa kalkması ve özgürce yaşaması gerektiğine inanan bir harekettir.

Türkçülük günümüzde Türk dünyasının bağımsızlığını, ebedi ve ezeli kardeşliğini esas alan harekettir.

Türkçülük hareketi Türk milletinin kültürel, tarihi ve stratejik birliğini vurgulayan 3 Mayıs 1944 tarihiyle birlikte sembolik bir anma gününe kavuşmuştur.

Türkçülük hareketi günümüzde Türk dünyasının tarihi, dili ve kültürel değerleri üzerine yapılan araştırmaların önemini vurgulamak amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir.

Türkçülük Hareketinin Temel Dinamikleri

Türkçülük, temelde Türk milletinin dil, tarih ve kültür birliğine dayanır. Bu hareketin gelişimi, Türk dünyasıyla olan ilişkileri şu eksenler etrafında şekillendirmiştir:

  • Kültürel Bütünleşme: Türk lehçeleri arasındaki etkileşimin artırılması, ortak bir tarih bilincinin oluşturulması ve kültürel mirasın korunması.
  • Stratejik ve Akademik Yaklaşım: Türk dünyasının ortak tarihsel ve stratejik sorunlarının bilimsel yöntemlerle incelenmesi. (Bu noktada, TARSAM( Türk Dünyası Stratejik Araştırmalar Merkezi; http://www.tarihistan.org/) gibi kurumlar, Türk dünyasının tarihsel ve stratejik analizlerini akademik bir çerçeveye oturtmayı amaçlamaktadır.)
  • Modern İletişim: Dijital çağda Türk devletleri ve toplulukları arasında hızlı bir bilgi akışı sağlayacak teknolojik altyapı ve ağların oluşturulmasıamaçlanmaktadır.
  • http://www.tarihistan.org/ [email protected]
Seçilən
0
4
turkustan.az

10Mənbələr